• 05 KASıM, 2017 PAZAR
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in Gündeme İlişkin Değerlendirmeleri

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik’in Gündeme İlişkin Değerlendirmeleri

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, CNN Türk'te İngiltere'nin AB'den ayrılışı, Katalonya'nın bağımsızlık hareketinin AB'ye etkileri ve Alman siyasetçilerin Türkiye karşıtlığı gibi gündeme ilişkin konularda değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Türkiye ve Avrupa arasındaki ilişkiler ve sorunlarla ilgili Bakan Ömer Çelik, bu tür konuların tek taraflı okunmaması gerektiğini belirterek, "Dünyanın içinden geçmekte olduğu böyle yoğun bir türbülans döneminin içindeyiz." diye konuştu.

Bakan Ömer Çelik, konunun Türkiye açısından uzun zamandır belli tartışmalarla belli hatlar içinde tutulmaya çalışıldığının altını çizerek, "Burada özgün bir politika, kendi tarihsel tecrübenizden, kendi birikiminizden kaynaklanan özgün bir politika uyguladığınız zaman birtakım propagandalarla sonra o propagandaların siyasete dönüşmüş haliyle ve yer yer bahsettiğiniz şekilde birtakım kuşatmalarla karşı karşıya kalıyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Türkiye hakkında yaşanan tartışmaların eskiye dayandığını ve "eksen kayması" adı altında çıktığını belirten Bakan Ömer Çelik, "Bugün gelinen noktada dünyanın ekseni kayıyor. Türkiye burada özgünlüğünü korudukça, kendi doğrularını söylemeye devam ettikçe de tabii bu tartışmalar yoğunlaşıyor." dedi. Bakan Ömer Çelik," Türkiye izole edilmiştir", "Türkiye dünyada yalnızdır" psikolojisinin Türkiye'nin rakipleri tarafından dünyaya pompalanan bir psikoloji olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin AB'ye tam üyelik süreci çerçevesinde reform iradesinin azaldığı ve zayıfladığı yönündeki iddialar hakkında konuşan Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin reform iradesinin sürdüğünün çok açık olduğunu belirterek, "Bizden talep edilen şeyler Türkiye'nin kendi doğal seyrinde, kendi işlevini görmesine karşı bir müdahale düzeyine geliyor." diye konuştu.

Bakan Ömer Çelik, Türkiye'de devam eden bazı davalar hakkında yabancı ülkelerin yorum yapmasının gayri ahlaki bir yaklaşım olduğuna dikkati çekerek, "Hiçbir ülkenin hiçbir ülke hakkında bu şekilde konuşmasının zemini olmadığı bir düzeyde kurgulanan bir yaklaşım." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'ye yönelik eleştirilerini ekonomik çıkarlarına uygun şekilde ayarlayan birçok ülke bulunduğuna işaret eden Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin tüm bunlara rağmen birçok dostu olduğunu ve bu ülkelerle ortak alanlarda ilerleme sağlanması için çalışılmaya devam edildiğini söyledi.

Bakan Ömer Çelik, eleştirinin husumete ve bir başkasının iradesine el koymaya dönüşmediği müddetçe takdire şayan bir şey ve demokratik bir hak olduğunun altını çizerek, "Tabii ki yapmamız gerekenler var ve bu konuda da ilerlememiz için çok yüksek bir irade var." dedi.

Türkiye'de 15 Temmuz'da Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi ve teröre karşı yürütülen mücadeleden sonra AB'nin daha rasyonel davranması gerektiğini dile getiren Bakan Ömer Çelik, meselenin terörle mücadele yasasının değiştirilmesine getirilmesinin irrasyonel olduğunu anlattı.

Bakan Ömer Çelik, "Türkiye'nin bu şartlar altında terörle mücadelesini gevşetmesi gibi bir şey söz konusu olmaz." ifadesini kullanarak, Türkiye'nin terörle mücadelesinin sadece Türkiye'nin değil aynı zamanda Avrupa'nın da güvenliği için önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye'nin en çok basın hürriyeti, ifade hürriyeti, yargı ve temel haklar gibi konularda eleştirildiğini kaydeden Bakan Ömer Çelik, "Biz bu konuları konuşmaktan kaçmıyoruz ki. Biz konularla yüzleşmekten kaçınmıyoruz. O sebeple 23. ve 24. fasılları açalım diyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Ömer Çelik, 23. ve 24. fasılları açmaya cesaret edemeyenlerin Türkiye'ye terörle mücadele yasasını değiştirmesi teklifinde bulunduklarının altını çizerek, "Reform iradesi adı altında aslında Türkiye'ye doğru düzgün bir teklif yerine, ortak iş birliği alanları oluşturmak yerine sadece kendi ajandaları ile ilgili bir teklifte bulunmuş oluyorlar. Tabii bu da reform iradesinin sağlıklı bir şekilde ortaya çıkmasını engelliyor." dedi.

AB'nin, Türkiye'de gazetecilerin ve milletvekillerinin tutuklanmasıyla ilgili yönelttiği eleştirilere de değinen Bakan Ömer Çelik, bu konuda yaşanan tartışmaların sağlıklı şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Ama şöyle bir tablo da var; benim önüme mesela topyekün gazeteciler veya topyekün milletvekilleri diye bir şey geldiği zaman bunu da son derece irrasyonel buluyorum." diye konuştu.

Bakan Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"PKK'ya yakın bir yayın organı manşet atıyor, 'Sadece doğuda askerleri ve polisleri öldürmek yetmiyor. Artık batıdaki turistik tesislere saldıralım.' diye. Hiç kimse bana bunu gazete olarak önüme getiremez. Ya da biz gazeteci diye gördük. 15 Temmuz gecesi çıkıyor adam, gazeteci ve 'Türk halkı darbeye karşı direnemez.' diyor. Sayın Cumhurbaşkanı'nın yaşadığı duyulunca rengi atıyor adamın. Veya akademisyen diye getirilen birisi var. Darbeden bir ay önce röportajı var. Twitter'da ben de izledim. İşte diyor ki; 'Ben keşke şu an doçent olacağıma albay olsaydım ülkeme daha çok hizmet ederdim'. 'Ne demek istiyorsunuz?' diyorlar. O da diyor ki; 'Yakında anlarsınız' gibisinden bir şey... Ya da milletvekili dediğiniz kategoriye bakalım biz. Bir milletvekili çıkıp da 'DHKP-C terör örgütüne teşekkür ediyoruz, onlar bizi hep destekliyor.' diyebilir mi? Bunu biz bir milletvekilinin ağzından duyduk. Ya da bir milletvekili ayaklanma çağrısı yapabilir mi?"

Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkiler için hızlı bir normalleşme bekleyip beklemediği sorusuna Bakan Ömer Çelik, "Siyasal ihtiyaçların gerektirdiği kadar hızlı bir normalleşme beklemiyorum. Ama ilişkilerin yapısal karakterinin gerektirdiği kadar da bir normalleşmenin olacağını düşünüyorum." cevabını verdi.

Bakan Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın G-20 Zirvesi'nde Almanya Başbakanı Angela Merkel'le gerçekleştirdiği görüşmede bulunduğunu belirterek, "Konuların ilerlemesi için çok basit bir şey var. PKK ile bu kadar dosyalar verilmiş ve bu dosyaların hiçbiri ile ilgili Sayın Merkel hiçbir şey söylemiyor." diye konuştu.

Türkiye ve Almanya arasındaki konunun aslında oldukça basit olduğunu dile getiren Bakan Ömer Çelik, "Aramızdaki müttefiklik ilişkilerine veya terörle mücadele konusundaki temel prensiplere uygun birkaç adım atılacak." dedi.

Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin bu konuda Almanya'dan beklentilerin ne olduğunun sorulması üzerine ise "PKK ve FETÖ ile ilgili, bunların artık Alman sokaklarına dökülmüş faaliyetlerinin engellenmesini bekleriz. Bu kadar basit." ifadelerini kullandı.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in eşi ve ailesinin tehdit edildiği yönünde propaganda yaptığını hatırlatarak, "Sonuçta ne çıktı ortaya. Kendi partisinden birisinin yaptığı bir şeymiş." dedi.

Bakan Ömer Çelik, AB içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik eleştirilere değinerek, yaptığı ikili görüşmelerde Erdoğan'ın liderliğini öven kişilerin televizyonlarda yaptığı konuşmalarda ise Erdoğan'ı eleştirdiğini vurguladı.

"Türkiye'ye Soğuk Savaş döneminde NATO'nun güney kanadı ülkesi olarak biçtikleri rolü bugün siyasi olarak biçmek istiyorlar." diye konuşan Bakan Ömer Çelik, Türkiye'nin bölgesindeki sorunların çözümü için attığı adımların Batı'da alınan kararlara nazaran çoğu zaman daha doğru olduğunu belirtti.

Bakan Ömer Çelik, "Türkiye'nin Brezilya ile nükleer anlaşmada attığı imza o gün çalışsaydı, bugün o P5+1'in attığı imzadan elde edilen kazanımlar çok daha önce elde edilecekti." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin bölgedeki özgün politikaları sebebiyle eleştirildiğine dikkati çeken Bakan Ömer Çelik, "O zamanlar Türkiye'nin bu özgün politikaları karşında bir eksen kayması, iki 'Erdoğan diktatördür tartışması' söz konusu oldu. Halkına karşı tankın, topun, tüfeğin arkasına saklanan adama diktatör derler. 15 Temmuz gecesi olduğu gibi halkıyla birlikte Cumhurbaşkanımızın yaptığı şekilde tankın, topun, tüfeğin önüne çıkana diktatör demezler." diye konuştu.

Bu tartışmaların arkasında "Türkiye'nin yönlendirilmek istenmesi" amacı olduğunun altını çizen Bakan Ömer Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun arkasındaki mesajı okuyalım. Bunu söyleyerek bize ne demek istiyorlar? Mesajı bir adım ileriye götürelim. Neyi teklif ediyorlar? Yani 'biz ne yaparsak diktatör demekten vazgeçersiniz?' sorusunu sorduğumuzda ve bunun yanıtını aradığımızda, bunun içerisinde Türkiye'nin kazanımlarından vazgeçmesini istiyorlar."

Bakan Ömer Çelik, Mısır'da darbe yaparak iktidara gelmiş Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin Avrupa'da kırmızı halılar ile karşılandığına işaret ederek, "Yani bu karşı karşıya olduğumuz şeylerin de çok ilkeli ve ahlaki tutumlar olduğunu düşünmeyelim. Türkiye'nin içerisinde de bu diktatör tartışmasını buraya tercüme ederek bu şekilde gayri ahlaki ve yanlış siyasi tutum oluşturanlar aslında Türkiye'ye karşı yöneltilen hangi dalganın parçası olduklarının farkına iyi varsınlar." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fransa ve Yunanistan'a gerçekleştirmeyi planladığı ziyaretlerin Batı Avrupa ülkeleri ile ilişkilerin yeniden yükselişe geçmesi olarak değerlendirilmesine yönelik soruya Bakan Ömer Çelik, "Bu gündem her zaman var zaten. Belirli bir takvim içerisinde yapılıyor." yanıtını verdi.

Bakan Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ukrayna, Sırbistan ve Polonya'ya gerçekleştirildiği ziyaretlerin bazı ülkeler tarafından eleştirildiğine ve "Türkiye Balkanlar'dan itibaren Avrupa'yı kuşatıyor" algısının oluşturulduğuna dikkati çekerek, "Türkiye bir Avrupa devletidir. Türkiye'nin gittiği o yerler Türkiye'nin yabancısı olduğu yerler değil ve Türkiye'nin orayla son derece tarihsel ilişkileri var. Problem şu, yani algı bozukluğu artık siyasi analiz çerçevesinin dışına çıkmıştır." diye konuştu.

Avrupa halklarının siyasetçiler tarafından Osmanlı, Türkiye, İslam ve Erdoğan imgeleri ile manipüle edildiğinin altını çizen Bakan Ömer Çelik, Türkiye önyargısının hala aşılamadığını ve bu durumun AB'nin geleceği açısından önemli bir sorun olduğunu kaydetti.

Bakan Ömer Çelik, "Göçmen düşmanlığının, İslam düşmanlığının, aşırı sağın yükselmesinin arkasında esasında AB'nin değerlerine düşmanlık var." dedi.

AB'nin geleceğini ve Avrupa'daki ayrılıkçı hareketleri değerlendiren Bakan Ömer Çelik, bugünkü haliyle AB'nin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra sağladığı birliği koruyamayacağını belirterek, AB'nin genişleme perspektifini, kurumlarını ve siyasi ilkelerini güncellemesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan Ömer Çelik, AB'nin dağılması durumunda Türkiye'nin aşırı sağcı partilerle muhatap olmak zorunda olacağını ifade ederek, "Bu Türkiye için rasyonel bir tablo ortaya çıkarmaz. Ekonomik ilişkilerimiz çok iç içe geçmiş durumda. İthalat ve ihracat dengemiz var. Önemli oranda yabancı sermaye oradan geliyor bize. Dolayısıyla Avrupa'nın refahı, güvenliği ve istikrarı Türkiye'nin milli çıkarları açısından savunmamız gereken bir şey." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa'daki aşırı sağın terörize bir harekete dönüşerek orada yaşayan Müslümanlar için tehdit haline gelebileceğini vurgulayan Bakan Ömer Çelik, "Bir Avrupa devleti olarak Avrupa'daki siyasilere sadece Türkiye'ye yaptıkları yanlışları hatırlatmakla yetinmeyeceğiz ve şunu söyleyeceğiz; siz bu şekilde ortak geleceğimizi, Avrupa'nın geleceğini de tehlikeye atıyorsunuz. Dolayısıyla bu yanlışları yapmanız sizin de aleyhinize olan bir durumdur." diye konuştu.

Bakan Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sırbistan ziyaretindeki "Türkiye-Sırbistan arasındaki tarihsel gerilimi bir kenara bırakıp ortak bir geleceğe odaklanalım" ifadesini değerlendirerek, Türkiye'nin bu duruşu ile Avrupa'da ne yapmak istediğini özetlediğini ve Türkiye'nin tarihi gerilimleri bir kenara bırakarak geleceğe odaklanan ilişkiler kurmak istediğini anlattı.

Türkiye ile ABD arasında yaşanan vize krizini değerlendiren Bakan Ömer Çelik, "Bu durum sürdürülemez bir durumdur. ABD tarafından alınan bu karar yanlış bir karardı. Yani iki ülkenin birbiriyle ilişkisinin, halkların temasının bu şekilde engellenmesi gibi bir şey bu küreselleşme dünyasında olacak bir şey değil." diye konuştu.

Bakan Ömer Çelik, Katalonya Özerk Yönetimi Parlamentosunun tek taraflı bağımsızlık ilanıyla ilgili soruya, "Eskiden ayrılıkçılık, fakirlik, yoksulluk ve dışlanmışlıkla özdeş görülüyordu. Şimdi gördüğümüz tablo, İspanya'nın en zengin bölgesi, aslında siyasal olarak en özerk bölgelerinden bir tanesi, bu ayrılıkçılık durumunu tetiklemeye başladı. Aslında bu siyasal romantizmin ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor." dedi.

Katalonya'daki ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ndeki (IKBY) durumun eş zamanlı olmaması halinde AB'nin tepkisinin ne olacağının sorgulanması gerektiğini belirten Bakan Ömer Çelik, "İşte Avrupalıların düşünmesi gereken şey şu; Kıta Avrupası'nın dışındaki olaylara yaklaşımla Kıta Avrupası'nın içindeki olaylara yaklaşım arasında ilkesellik farkı olmaması lazım." ifadelerini kullandı.