• 25 EKIM, 2017 ÇARşAMBA
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik AA Editör Masası'na Konuk Oldu

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik AA Editör Masası'na Konuk Oldu

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapılan AB Liderler Zirvesi'ni ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması konusunu dile getirmesini değerlendiren Bakan Çelik, "Türkiye ile müzakereler kesilsin ya da askıya alınsın gibi söylemleri kullananlar, AB'nin kredibilitesine büyük bir zarar verdi." diye konuştu.

Avrupa'da AB'ye karşı aşırı sağcı partilerin AB'yi bir birlik değil, Almanya'nın patronajında bir yönetim birliği olarak gördüklerini belirten Bakan Çelik, seçimlerden önce Almanya'da da AB kurumlarına neredeyse talimat veren bir üslubun ortaya çıktığını söyledi.

Bakan Çelik, "Bu üslubun ortaya çıkması bizce aşırı sağcıların tezine haklılık kazandıracak kadar olumsuz bir tablo ortaya çıkardı." ifadesini kullandı.

Bu tutumu takınanların Türkiye ile ikili ilişkilerde sorun olduğunu AB üzerinden müeyyideye bağlamak istediklerini dile getiren Bakan Çelik, şunları kaydetti:

"Biz de hep şunu söyledik: 'Siz bir karar verin burası Avrupa Birliği midir, Avrupa Birleşik Devletleri midir? Eğer siz ilkelere göre değil de yatay dayanışma fikrine göre hareket edecekseniz o zaman orası Avrupa Birleşik Devletleridir, herhangi bir şekilde AB olmaz.'"

Bakan Çelik ayrıca, "Burada, ikili meselesini AB meselesi haline getirmeye çalışarak, peşine de Avusturya'yı takarak maalesef AB'nin kredibilitesine bir darbe vurdu bu şekilde." ifadesini kullandı.

AB'nin demokrasi açısından cazip bir birlik olduğunu vurgulayan Bakan Çelik, AB'nin sınırları dışındaki ülkelerle nasıl bir dayanışma gösterdiğinin de önemli olduğunu söyledi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişiminde AB'nin zor dönemden geçen herhangi bir demokrasiye yardımcı olabilecek herhangi bir kapasitesinin kalmadığının görüldüğünü belirten Bakan Çelik, şöyle devam etti:

"Türkiye büyük bir darbe girişimi geçirdi, bir Avrupa devletidir, demokrasisidir. Burada biz nasıl bir dayanışma içinde oluruz da Türkiye'nin demokrasisini ve kurumlarını güçlendirerek bu süreci atlatmasına yardımcı oluruz diye düşüneceklerine tam tersine bir Avrupa Birleşik Devletleri gibi hareket ettiler, hemen bir karşı pozisyon aldılar." 

Ortada sorunlarını çözemeyen bir Avrupa modeli olduğuna işaret eden Bakan Çelik, "Sorunlarını çözemeyen bir Avrupa modelinin alacağı tek kararın Türkiye'nin üyelik müzakerelerini kesmek olması ya da askıya almak olması bir intihar olur. Dolayısıyla böyle bir çoğunluk sağlanamaz, burada bir fikri mutabakata varılamaz." dedi.

Belçika'nın başkenti Brüksel'de yapılan AB Liderler Zirvesi'nde Almanya'nın tezini gündeme getirdiğini ancak güçlü bir şekilde dillendirmediğini anımsatan Bakan Çelik, bu tez gündeme geldiğinde de "Türkiye ile müzakereler sürsün" şeklinde bir sonuca varıldığını kaydetti.

AB devletlerinin ve kurumlarının Türkiye'nin aday ülke olarak ortaya koyduğu kazanımları görmezden gelmemesi gerektiğini vurgulayan Bakan Çelik, özellikle AB Komisyonunun Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn'ın bu ifadeleri kullandığını ve Türkiye ile ayrıcalıklı ortaklık konusunu gündeme getirmeye çalıştığını söyledi.

Bakan Çelik, "AB'nin bir kurumunu temsil eden bir kişi, Avrupa Komisyonu üyesi gibi davranmıyor, başka bir siyasi yapının üyesi gibi davranıyor. Gelinen nokta nedir? IPA yardımlarını kesmekten, azaltmaktan bahsediyorlar. Bu hiçbir şey ifade etmez. Bunun dillendirilmesi de AB'nin kredibilitesini geriye götüren bir şeydir." dedi.

Bakan Çelik, 2014-2020 bütçelerine bakıldığında Türkiye'ye toplam 4,45 milyar avro tahsis edildiğini, bugüne kadar bunun 1,78 milyar avrosuna ilişkin anlaşmaların imzalandığını bildirdi.

Son dönemde "Türk devletiyle problemimiz var ama Türk halkını yalnız bırakmayalım, sorunumuz Türkiye Cumhuriyeti ile değil, Erdoğan ile" şeklinde bir anlayışın da ortaya çıktığına değinen Bakan Çelik, Türkiye'ye karşı yürütülen kara propagandaya dikkati çekti.

Bakan Çelik, "AB, bu krizden AB kısmını güncelleyecek şekilde, adam gibi mücadele yapacak şekilde çıkabilirse bu birlik, bu krizi fırsata çevirebilirse, ki ilk defa bir krizi fırsata çeviremiyor, bir krizin içinde bu kadar uzun süre kalıyorlar, burada kendi cazibesini artıran bir model ortaya koyar." dedi.

Almanya ve Avusturya'nın tavrının, bu kredibiliteyi azalttığını söyleyen Bakan Çelik, Avusturya'nın mevcut Dışişleri Bakanı ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz'un söylemlerinin de hiçbir Avrupa ülkesinin dışişleri bakanı tarafından ciddiye alınmadığını belirtti. Bakan Çelik, ancak bu marjinal fikrin yaygın bir siyasi akıma dönüşmesinin de AB'nin kendini krizle baş başa bırakması anlamına geldiğini kaydetti.

AB'nin istikrarlı olmasının Türkiye'nin milli çıkarları, Avrupa'daki soydaşları ve Balkanlar'daki istikrar açısından çok önemli olduğunu dile getiren Bakan Çelik, "Ben, artık bunu özellikle Avusturya'nın (Türkiye'ye karşı) takıntısını bir siyasi analiz biçimiyle açıklayamıyorum. Tamamen psikiyatrik bir takıntı haline gelmiş durumdadır." dedi.

Bakan Çelik, Avrupa'da ideolojik duvarlar inşa edildiğine işaret ederek, "Güneyimizde istikrarsızlık yaratan DEAŞ ve PKK gibi terör örgütleri neyse, DEAŞ'in Avrupa'daki karşılığı, aşırılık bakımından aşırı sağ örgütlerdir. Zaten güneyimizdeki PKK/PYD'nin Avrupa'da yapılanması vardır. Dolayısıyla zorla bu istikrarsızlığı buraya taşımaya çalışıyorlar." diye konuştu.

Bakan Çelik, Avrupa'nın krizinin Türkiye'ye yansımasıyla karşı karşıya olunduğunu bildirdi.