• 20 ŞUBAT, 2018 SALı
AB Bakanı Ömer Çelik, 37. Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Toplantısına Katıldı

AB Bakanı Ömer Çelik, 37. Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi (KİK) Toplantısına Katıldı

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Adana’da gerçekleştirilen 37. Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi Toplantısı'na katılarak açılış konuşması yaptı. Konuşmasında gündeme dair açıklamalarda bulunan AB Bakanı Ömer Çelik, "Biz DEAŞ'la mücadele ederken bizi destekleyen ve desteğini beyan eden bazı dostlarımız yine bir terör örgütü olan PKK'nın Suriye'deki şubesi PYD ve YPG ile mücadele ederken bu desteği göstermiyorlar. Terör örgütleri konusunda tutarlı olmak gerekir." dedi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB'nin halklara doğru derinleşmedikçe, yayılmadıkça Avrupa halkları ve değerlerini tehdit eden aşırı sağın, göçmen düşmanlığının ve yabancı düşmanlığın yükselmesi gibi birtakım tehditlerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Son 2 yılda Avrupa'daki bazı siyasetçilerin seçim zamanlarında göçmen ve yabancı düşmanlığını teşvik eden, İslamafobi ve antisemitizmi kışkırtan açıklamalar yapabildiklerini anlatan AB Bakanı Ömer Çelik, "Seçimler öncesinde maalesef çok fazla yalan söylenebiliyor." diye konuştu. Bakan Ömer Çelik, antisemitizmi ve yabancı düşmanlığını kışkırtmak konusunda, karşılarında çok yanlış bir tablo olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa'nın çeşitli ülkelerine baktığımızda, bu aşırı sağ partilerin, ikinci, üçüncü parti konumuna geldiğini görüyoruz. O yüzden benim umudum sivil toplum diyaloğundadır, sivil toplum örgütlerindedir. Sivil toplum örgütlerinin, bu siyasi angajmanlara girmeksizin, ön yargılara teslim olmaksızın Avrupa değerlerini koruyacağına olan inancım her geçen gün daha çok artıyor. Çünkü şununla karşı karşıya kalıyoruz, bundan 10 sene evvel aşırı sağ partilerle, merkez sağ ve merkez sol partilerin Avrupa'da ajandası yüzde 5 oranında örtüşürken, bu yıl yapılan çalışmalara göre aşırı sağ partilerle, bazı merkez sağ ve merkez sol partilerin ajandası yüzde 80 örtüşmektedir. Bu büyük bir tehlikedir." Avrupa'ya tehdidin, kendi bünyesindeki "aşırı" unsurlardan geldiğini vurgulayan AB Bakanı Ömer Çelik, "Bu sivil toplum diyaloğuna önem verdiğimi, kıymetli bulduğumu belirtmek isterim." ifadesini kullandı.

Bakan Ömer Çelik, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra pek çok yerde çifte standartla karşılaştıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Avrupa'da ilk kınama mesajı çok vahim ve yanlıştı. AB adına Türkiye'deki darbe girişimi adına verilen ilk mesaj, 'Taraflara itidal tavsiye ediyoruz' şeklindeydi. Yani, bizi öldürmek isteyenlerle bunlara karşı mücadele eden halkımızı eşit tutarak, itidal tavsiye eden bir mesaj çıkmıştı. Tabii ki sonrasında çok sağduyulu mesajlar geldi. Çifte standarda düşmeyen ve Türk halkının tepkisini doğru anlayan yegane platform bu platformdur. Şimdiye kadar, 15 Temmuz şehitleri için saygı duruşunda bulunulan tek toplantı bu toplantıdır." Avrupa Parlamentosunu aldığı kararlar bakımından eleştiren Bakan Ömer Çelik, Türkiye-Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi'ni diğer platformlara örnek gösterdiğini dile getirdi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Türkiye'nin Afrin'de güçlü bir terörle mücadele çalışmasını yürüttüğünü vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bu terörle mücadelemiz BM başta olmak üzere uluslararası hukuka tamamen uygundur. Bulgaristan'da, Dışişleri Bakanları gayriresmi toplantısına katıldım. Orada şöyle birtakım cümleler duydum, 'Biz sizin bu terörle mücadelenizin DEAŞ'la mücadelenizi zayıflatacağını düşünüyoruz.' Bu kesinlikle doğru değildir. Türkiye'nin, sahada DEŞA'le en güçlü mücadele eden ülke olduğu açık ve nettir. Biz başkaları gibi sadece sözle değil, bizatihi Fırat Kalkanı Operasyonu'yla ve ondan önceki operasyonlarımızla da DEAŞ'le en güçlü mücadele eden ülkeyiz. Türkiye Cumhuriyeti devleti insanlarımız DEAŞ tarafından bir saldırıya uğradığı zaman Avrupa'nın pek çok ülkesinde kamu binalarına ve diğer binalara Türk bayrağı yansıtarak, bizimle dayanışma içinde olduğunu gösteriyor dostlarımız. Buna müteşekkiriz, uğradığımızı saldırılar sonrasında bayrağımızın binalara yansıtılarak bu dayanışmanın gösterilmesinden. Buna teşekkür etmekle birlikte, aynı şekilde PKK saldırısına uğradığımız zaman, güvenlik güçlerimiz şehit olduğu zaman, insanlarımızı kaybettiğimiz zaman bu dayanışmayı görmüyoruz. Hiçbir PKK saldırısından sonra Türkiye ile dayanışma için, Türkiye'ye başsağlığı dilemek için Avrupa'nın kamu binalarına Türk bayrağının yansıtıldığını görmedim. Bu çifte standarda dikkatinizi çekiyorum.

Biz DEAŞ'la mücadele ederken bizi destekleyen ve desteğini beyan eden bazı dostlarımız yine bir terör örgütü olan PKK'nın Suriye'deki şubesi PYD ve YPG ile mücadele ederken bu desteği göstermiyorlar. Terör örgütleri konusunda tutarlı olmak gerekir.

Ülkemize 200'ün üzerinde roket, top mermisi atılmıştır, sivil insanlarımız hayatını kaybetmiştir. Biz sivil insanlarımız hayatını kaybederken, 'Sivil kayıplar konusunda endişeliyiz' diye bir cümle duymadık. Türk Silahlı Kuvvetleri Afrin'de Zeytin Dalı Operasyonu'yla güçlü bir mücadele verirken her gün bize sivil kayıplardan bahsediyorlar. O sivil kayıpların yalan haber olduğunu ispat ettik. Çatışma hukukuna uygun bir mücadele verilmektedir ve burada da hem PKK ile hem DEAŞ'la mücadele edilmektedir. Bazı basın yayın organlarında bu sanki Kürtlere karşı bir operasyonmuş gibi sunuluyor. Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değildir. Bizim mücadelemiz terör örgütlerine karşıdır."

Kaynak: AA